لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ ﴿١﴾
La uksimu biyevmilkıyameti
“Kıyamet gününe yemin ederim”
Örnek: şifa duası, salavat, sabah zikri
Açıklama: Eve girerken okunan duadır. Hem girişin hem çıkışın hayırlı olmasını ister. Dua Metni: اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ الْمَوْلِجِ وَخَيْرَ الْمَخْرَجِ، بِسْمِ اللّٰهِ وَلَجْنَا وَبِسْمِ اللّٰهِ خَرَجْنَا وَعَلَى…
“İşçinin ücretini, alnının teri kurumadan veriniz.”
İbn Mâce, Rühûn 4سُوْرَةُ الْقِيَامَةِ
Kıyamet · Mekke’de inmiştir · 40 ayet · 29. cüz · 577. sayfa
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ ﴿١﴾
La uksimu biyevmilkıyameti
“Kıyamet gününe yemin ederim”
وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ ﴿٢﴾
Ve la uksimu binnefsillevvameti
“Ve nedamet çeken nefse yemin ederim”
أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ ﴿٣﴾
Eyahsebul´insanu ellen necme´a ´ızamehu
“İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor”
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُۥ ﴿٤﴾
Bela kadiriyne ´ala en nusevviye benanehu
“Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz”
بَلۡ يُرِيدُ ٱلۡإِنسَٰنُ لِيَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ ﴿٥﴾
Bel yuriydul´insanu liyefcure emamehu
“Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der”
يَسۡـَٔلُ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلۡقِيَٰمَةِ ﴿٦﴾
Yes´elu eyyane yevmulkıyameti
“Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der”
فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ ﴿٧﴾
Feiza berikalbesaru
“Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der”
وَخَسَفَ ٱلۡقَمَرُ ﴿٨﴾
Ve hasefelkameru
“Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der”
وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ ﴿٩﴾
Ve cumi´aşşemsu velkameru
“Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der”
يَقُولُ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذٍ أَيۡنَ ٱلۡمَفَرُّ ﴿١٠﴾
Yekulul´insanu yevmeizin eynelmeferru
“Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der”
كَلَّا لَا وَزَرَ ﴿١١﴾
Kella la vezere
“Hayır; hayır; bir sığınak yoktur”
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ ﴿١٢﴾
İla rabbike yevmeizinilmustekarru
“O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun”
يُنَبَّؤُاْ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ ﴿١٣﴾
Yunebbeul´insanu yevmeizin bima kaddeme ve ahha re
“O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir”
بَلِ ٱلۡإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِيرَةࣱ ﴿١٤﴾
Belil´insanu ´ala nefsihi besıyretun
“Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir”
وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ ﴿١٥﴾
Ve lev elka me´aziyrehu
“Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir”
لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ ﴿١٦﴾
La tuharrik bihi lisaneke lita´cele bihi
“Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle”
إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ ﴿١٧﴾
İnne´aleyna cem´ahu ve kur´anehu
“Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer”
فَإِذَا قَرَأۡنَٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ ﴿١٨﴾
Feiza kare´nahu fettebı´kur´anehu
“Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle”
ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ ﴿١٩﴾
Summe inne ´aleyna beyanehu
“Sonra onu sana açıklamak Bize düşer”
كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ ﴿٢٠﴾
Kella bel tuhıbbunel´acilete
“Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz”
وَتَذَرُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ ﴿٢١﴾
Ve tezerunel´ahırete
“Ahireti bırakırsınız”
وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ نَّاضِرَةٌ ﴿٢٢﴾
Vucuhun yevmeizin nadıretun
“O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır”
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةࣱ ﴿٢٣﴾
İla rabbiha nazıretun
“O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır”
وَوُجُوهࣱ يَوۡمَئِذِۭ بَاسِرَةࣱ ﴿٢٤﴾
Ve vucuhun yevmeizin basire´un
“O gün bir takım yüzler de asıktır”
تَظُنُّ أَن يُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةࣱ ﴿٢٥﴾
Tezunnu en yuf´ale biha fakıretun
“Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır”
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِيَ ﴿٢٦﴾
Kella iza beleğatitterakıye
“Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir”
وَقِيلَ مَنۡۜ رَاقࣲ ﴿٢٧﴾
Ve kıyle men rakın
“Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir”
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ ﴿٢٨﴾
Ve zanne ennehulfraku
“Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır”
وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ ﴿٢٩﴾
Velteffetissaku bissakı
“Bacaklar birbirine dolaşır”
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمَسَاقُ ﴿٣٠﴾
İla rabbike yevmeizinilmesaku
“O gün sevk Rabbin huzurunadır”
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ﴿٣١﴾
Fela saddeka ve la salla
“O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti”
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ﴿٣٢﴾
Ve lakin kezzebe ve tevella
“O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti”
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ﴿٣٣﴾
Summe zehebe ila ehlihi yetemetta
“O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti”
أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ ﴿٣٤﴾
Evla leke feevla
“Sana yazıklar olsun, yazıklar”
ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰٓ ﴿٣٥﴾
Summe evlaleke feevla
“Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar”
أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَن يُتۡرَكَ سُدًى ﴿٣٦﴾
Eyahsebul´insanu en yutreke suden
“İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır”
أَلَمۡ يَكُ نُطۡفَةࣰ مِّن مَّنِيࣲّ يُمۡنَىٰ ﴿٣٧﴾
Elem yeku nutfeten min meniyyin yumna
“O, katılan bir meni damlası değil miydi”
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ﴿٣٨﴾
Summe kane ´alekaten fehaleka fesevva
“Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti”
فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ ﴿٣٩﴾
Fece´ale minhuzzeyceynizzekere vel´unsa
“Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı”
أَلَيۡسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰ ﴿٤٠﴾
Eleyse zalike bikadirin ´ala en yuhyiyelmevra
“Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter”
Kıyâme sûresi Kur’an-ı Kerim’in 75. sûresidir; adı “Kıyamet” anlamına gelir. 40 ayetten oluşur, Mekke döneminde inmiştir ve Mushaf’ta 29. cüzde, 577. sayfada başlar.
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı. Sesli okuma: Mishary Rashid Alafasy. Ayetlerin yanındaki numaraya dokunarak o ayetin kendi sayfasına gidebilir, oradan paylaşabilirsiniz.