وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ ﴿١﴾
Vessemai zatilbüruci
“İçinde burçları bulunan göğe and olsun”
Örnek: şifa duası, salavat, sabah zikri
Açıklama: Eve girerken okunan duadır. Hem girişin hem çıkışın hayırlı olmasını ister. Dua Metni: اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ الْمَوْلِجِ وَخَيْرَ الْمَخْرَجِ، بِسْمِ اللّٰهِ وَلَجْنَا وَبِسْمِ اللّٰهِ خَرَجْنَا وَعَلَى…
“İşçinin ücretini, alnının teri kurumadan veriniz.”
İbn Mâce, Rühûn 4سُوْرَةُ الْبُرُوْجِ
Burçlar · Mekke’de inmiştir · 22 ayet · 30. cüz · 590. sayfa
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ ﴿١﴾
Vessemai zatilbüruci
“İçinde burçları bulunan göğe and olsun”
وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِ ﴿٢﴾
Velyevmilmev´udi
“Söz verilen kıyamet gününe and olsun”
وَشَاهِدࣲ وَمَشۡهُودࣲ ﴿٣﴾
Ve şahidin ve meşhudin
“Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir”
قُتِلَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ ﴿٤﴾
Kutile ashabül´uhdudi
“Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur”
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ ﴿٥﴾
En nari zatelvekudi
“Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur”
إِذۡ هُمۡ عَلَيۡهَا قُعُودࣱ ﴿٦﴾
İz hüm ´aleyha ku´udün
“Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur”
وَهُمۡ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ شُهُودࣱ ﴿٧﴾
Ve hüm ´ala ma yef´alune bilmü´miniyne şühudün
“Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur”
وَمَا نَقَمُواْ مِنۡهُمۡ إِلَّآ أَن يُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ ﴿٨﴾
Ve ma nekamu minhüm illa en yü´minu billahil´aziyzilhamiydi
“Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir”
ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌ ﴿٩﴾
Elleziy lehu mülküssemavati vel´ardı vallahü ´ala külli şey´in şehiydün
“Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir”
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواْ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِيقِ ﴿١٠﴾
İnnelleziyne fetenülmü´miniyne velmü´minati sümme lem yetubu felehüm ´azabü cehenneme ve lehüm ´azabülhariykı
“Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır”
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمۡ جَنَّٰتࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡكَبِيرُ ﴿١١﴾
İnnelleziyne amenu ve ´amilussalihati lehüm cennatün tecriy min tahtihel´enharü zalikelfevzülkebiyrü
“Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur”
إِنَّ بَطۡشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ﴿١٢﴾
İnne batşe rabbike leşediydün
“Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır”
إِنَّهُۥ هُوَ يُبۡدِئُ وَيُعِيدُ ﴿١٣﴾
İnnehu hüve yübdiü ve yü´ıydü
“Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur”
وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ ﴿١٤﴾
Ve hüvelğafurülvedudü
“Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur”
ذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِيدُ ﴿١٥﴾
Zül´arşilmeciydü
“Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur”
فَعَّالࣱ لِّمَا يُرِيدُ ﴿١٦﴾
Fa´´alün lima yüriydü
“Her dilediğini mutlaka yapandır”
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِ ﴿١٧﴾
Hel etake hadiysülcünudi
“Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi”
فِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَ ﴿١٨﴾
Fir´avne ve semude
“Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi”
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي تَكۡذِيبࣲ ﴿١٩﴾
Belilleziyne keferu fiy tekziybin
“Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir”
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطُۢ ﴿٢٠﴾
Vallahü min veraihim muhıytun
“Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir”
بَلۡ هُوَ قُرۡءَانࣱ مَّجِيدࣱ ﴿٢١﴾
Bel hüve kur´anün meciydün
“Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır”
فِي لَوۡحࣲ مَّحۡفُوظِۭ ﴿٢٢﴾
Fiy levhın mahfuzın
“Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır”
Bürûc sûresi Kur’an-ı Kerim’in 85. sûresidir; adı “Burçlar” anlamına gelir. 22 ayetten oluşur, Mekke döneminde inmiştir ve Mushaf’ta 30. cüzde, 590. sayfada başlar.
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı. Sesli okuma: Mishary Rashid Alafasy. Ayetlerin yanındaki numaraya dokunarak o ayetin kendi sayfasına gidebilir, oradan paylaşabilirsiniz.