وَٱلۡفَجۡرِ ﴿١﴾
Vel fecri
“Tanyerinin ağarmasına and olsun”
Örnek: şifa duası, salavat, sabah zikri
Açıklama: Kısa ve ezberlemesi kolay bir salavattır. Peygamber Efendimiz’in şanına layık bir salât dileğini ifade eder. Dua Metni: اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا يَنْبَغِي لِشَرَفِ…
“İşçinin ücretini, alnının teri kurumadan veriniz.”
İbn Mâce, Rühûn 4سُوْرَةُ الْفَجْرِ
Şafak · Mekke’de inmiştir · 30 ayet · 30. cüz · 593. sayfa
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
وَٱلۡفَجۡرِ ﴿١﴾
Vel fecri
“Tanyerinin ağarmasına and olsun”
وَلَيَالٍ عَشۡرࣲ ﴿٢﴾
Ve leyalin ´aşrin
“Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun”
وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ ﴿٣﴾
Veşşef´ı velvetri
“Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun”
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ ﴿٤﴾
Velleyli iza yesri
“Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi”
هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِي حِجۡرٍ ﴿٥﴾
Hel fiy zalike kasemün liziy hıcrin
“Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi”
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ﴿٦﴾
Elem tere keyfe fe´ale rabbüke bi´adin
“Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi”
إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ ﴿٧﴾
İreme zatil´ımadi
“Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi”
ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ ﴿٨﴾
Elletiy lem yuhlak mislüha fiylbiladi
“Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi”
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ ﴿٩﴾
Ve semudelleziyne cabussahre bilvadi
“Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi”
وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ ﴿١٠﴾
Ve fir´avne ziyl´evtadi
“Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi”
ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ ﴿١١﴾
Elleziyne tağav fiylbiladi
“Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi”
فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ ﴿١٢﴾
Feekseru fiyhelfesade
“Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi”
فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ ﴿١٣﴾
Fesabbe ´aleyhim rabbüke sevta ´azabin
“Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir”
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ ﴿١٤﴾
İnne rabbeke lebil mirsadi
“Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir”
فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ ﴿١٥﴾
Femmel´insanü iza mebtelahü rabbühu feekremehu ve na´amehu feyekulü rabbiy ekremeni
“Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der”
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ ﴿١٦﴾
Ve emma iza mebtelahü fekadere ´aleyhi rizkahu feyekulü rabbiy ehaneni
“Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der”
كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ ﴿١٧﴾
Kella bel la tükrimunelyetiyme
“Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz”
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ﴿١٨﴾
Ve la tehaddune ´ala ta´amilmiskiyni
“Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz”
وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰ ا لَّمࣰّ ا ﴿١٩﴾
Ve te´külunettürase eklen lemmen
“Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz”
وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّ ا جَمࣰّ ا ﴿٢٠﴾
Ve tühıbbunelmale hubben cemmen
“Malı pek çok seviyorsunuz”
كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّ ا دَكࣰّ ا ﴿٢١﴾
Kella iza dükketil´ardu dekken dekken
“Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman”
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّ ا صَفࣰّ ا ﴿٢٢﴾
Ve cae rabbüke velmelekü saffen saffen
“Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince”
وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذࣲ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ ﴿٢٣﴾
Ve ciy´e yevmeizin bicehenneme yevmeizin yetezekkerül´insanü ve enna lehüzzikra
“O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne”
يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي ﴿٢٤﴾
Yekulü ya leyteniy kaddemtü lihayatiy
“Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der”
فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدࣱ ﴿٢٥﴾
Feyevmeizin la yü´azzibü ´azabehu ehadün
“O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez”
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدࣱ ﴿٢٦﴾
Ve la yusiku ve sakahu ehadün
“Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz”
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ ﴿٢٧﴾
Ya eyyetühennefsülmutmeinnetü
“Ey huzur içinde olan can”
ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةࣰ مَّرۡضِيَّةࣰ ﴿٢٨﴾
İrci´ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten
“O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön”
فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي ﴿٢٩﴾
Fedhuliy fiy ´ıbadiy
“Ey can! İyi kullarımın arasına gir”
وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي ﴿٣٠﴾
Vedhuliy cennetiy
“Cennetime gir”
Fecr sûresi Kur’an-ı Kerim’in 89. sûresidir; adı “Şafak” anlamına gelir. 30 ayetten oluşur, Mekke döneminde inmiştir ve Mushaf’ta 30. cüzde, 593. sayfada başlar.
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı. Sesli okuma: Mishary Rashid Alafasy. Ayetlerin yanındaki numaraya dokunarak o ayetin kendi sayfasına gidebilir, oradan paylaşabilirsiniz.